Vasat İnsanlardan Nasihat Dinlemek

Tahmini Okuma Süresi: 6-7 dakika

 Merhaba arkadaşım,  Bazen en çok yoran şey, başkalarının “senin iyiliğin için” söyledikleri oluyor değil mi? Aile toplantısında masanın öbür ucundan gelen o “Eee oğlum, ne yapıyorsun hala?”, “Bu yaştan sonra mı girişimcilik?”, “Güvenli bir memuriyet bulsana” lafları… İçten içe biliyorsun ki bunlar sana değil, söyleyenin kendi korkularına, kendi kaçırdığı fırsatlara söyleniyor. Ama yine de insanı yoruyor, değil mi?  Orhan Yenen’in o meşhur videosunu izledim geçenlerde – bilirsin, “Vasat İnsanlardan Nasihat Dinlemek” diye. Adam resmen içimizden geçenleri bağıra bağıra söylüyor. O videodan sonra oturup düşündüm: Gerçekten neden bu kadar çok vasat nasihat dinliyoruz? Ve asıl önemlisi, bunlardan nasıl kurtulup kendi yolumuza odaklanıyoruz?  Bugün sana içimden geldiği gibi, samimi samimi anlatmak istedim. Çünkü bu bloğu da tam bu yüzden kurdum: Kimsenin “iyi niyetli” diye dayattığı ortalama hayatı yaşamak zorunda değilsin.

Neden vasat nasihatler bu kadar yapışkan? Çünkü çoğu zaman “vasat” olanlar, kendi hayatlarında risk almamış, konfor alanında kalmış insanlar. Onlar için senin denediğin şey “tehlikeli”, “gereksiz risk”, “boş iş”. Ama aslında kendi içlerindeki pişmanlığı sana yansıtıyorlar.  “Ben gençken şöyle bir hayalim vardı ama…” diye başlayan cümleler 

“Bak ben denedim olmadı, sen de olma” tadındaki uyarılar 

“Evlen, memur ol, çocuk yap, düzgün bir hayat kur” baskısı (sanki tek doğru yol buymuş gibi)

 Bunların hepsi aynı yerden geliyor: Kendi hayatından memnun olmama hali. Ve en kötüsü, bunu sana “iyilik” diye sunmaları. Benim de başıma geldi tahmin ediyorum ki sen de benzer bir durum yaşamışsındır. Bu diyaloglardan sonra anladım ki, bu insanlar benim başarısız olmamı değil, kendi cesaret edemedikleri şeyi başarmamı istemiyorlar. Çünkü o başarı, onların “doğru” bildiği hayatı sorgulatacak.  O günden beri kural koydum kendime: Nasihat alacaksa, sadece başarmış, benzer yoldan geçmiş insanlardan alırım. Geri kalanına “Teşekkürler, bir kenarda bulunsun ihtiyacım olursa dediklerini düşünürüm” deyip geçiyorum. Bazen de hiç cevap vermiyorum. Çünkü enerjim değerli.

Pratikte ne yapıyoruz?

1. Sohbet Süresini Kısalt

(Gerçekten uyguladığım şeyler) Sohbet süresini kısalt. Akraba ziyareti, telefon görüşmesi vs. 10-15 dakikayı geçmesin. “İşlerim var, sonra konuşuruz” deyip kapat. Acımasız gelmesin, bu kendini koruma politikası bir yerde.

2. Nasılsın Sorusuna Detay Verme

 “İyiyim, sen nasılsın?” de geç. Detay verirsen nasihat kapısı açılır. 

3. Alanlarında Başarılı Rol Modeller Ara.
Vasat çevreden mentorluk beklemek kadar da saçması yok zaten, faydası olsa kendine olurdu. Podcast dinle, kitap oku, Alanında uzman ve kariyerleri sağlam temellerde olan insanları araştır. Onların nasihatleri altın değerinde olur. 

4. Yalnızlığı Kucakla

Evet, bazen yalnız kalmak daha iyi. O sessizlikte kendi sesini duyuyorsun. Vasat kalabalıkta kaybolmaktan bin kat hayırlı. Yalnızlık odaklanma konusunda insana gerçekten fayda sağlıyor, tabi dozunu iyi ayarladığında.

5. “Büyüklere saygı” tuzağına düşme

Saygı karşılıklıdır. Seni küçümseyen, yargılayan birine “büyüklük” borcun yok. Kibarca mesafe koy, gerisi gelir.

Son söz (İçten gelen) olarak Bak kardeşim, hayat kısa. 30’unda, 40’ında “Keşke deneseydim” demek istemiyorsan, bugünden başla. Vasat nasihatler seni aşağı çekmek için var, sen onları dinlememek için varsın. Kendi yolun ne kadar garip, ne kadar “mantıksız” görünürse görünsün… O yol senin. Ve o yolda yürürken, bir gün dönüp bakacaksın: “İyi ki dinlememişim o lafları, olur veya olmaz ben kendime duyduğum özsaygı ve irada ile yolumu çizdim bir şekilde.”  O gün geldiğinde, belki bir kahve içeriz beraber. “Nasıl başardın?” diye soranlara da aynı cevabı verirsin: “Başkalarının nasihatini dinlemeyerek, kendi yolumu çizerek.

”Kendine iyi bak, yolun açık olsun.’’

İdeal Fikir’den sevgiler,

(ve biraz da inat)

 İÇERİKTE BAHSİ GEÇEN VİDEO:

 

Yorumlar